TİTREK BİR DAMLADIR
Titrek bir damladır aksi sevincin
Yüzünün sararmış yapraklarında
Ne zaman kederden taşarsa için
Şarkılar taşırsın dudaklarında.

İşlerken hülyama sesten örgüler
Bir çini vazodan dökülen güller
Gibi hülyada fecirler güler
Buruşmuş bir çiçek parmaklarında.

Gözlerin kararan yollarda üzgün,
Ve bir zambak kadar beyazdı yüzün;
Süzülüp akasya dallarından gün
Erir damla damla ayaklarında.

Sesin perde perde genişledikçe
Solan gözlerinden yağarken gece
Sürür eteğini  silik ve ince
Bir gölge bahçenin uzaklarında.

Sen böyle kederden taştığın akşam
Derim dudağında şarkı ben olsam
Gözlerinde damla, içinde gam
Eriyen renk olsam ayaklarında
                               Ahmet Muhip DRANAS

***

SERENAT
Yeşil pencerenden bir gül at bana
Işıklarla dolsun kalbimin içi,
Geldim işte mevsim gibi kapına.
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiy.

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana,
Tozlu yollarından geçtiğim uzak
İklimden şarkılar getirdim sana.

Şeffaf damlalarla titreyen ağır
Goncanın altında bükülmüş her sak;
Senin için dallardan süzülen ıtır,
Senin için, yasemin, karanfil, zambak.

Bir kuş sesi gelir dudaklarından,
Gözlerin gönlümde açan nergisler,
Düşen bir öpüştür dudaklarından
Mor akasyalarda ürperen seher.

Pencerenden bir gül attığın zaman
Işıklarla dolacak kalbimin içi.
Geçiyorum mevsim gibi kapından
Gözlerimde bulut. saçlarımda çiy.
                        Ahmet Muhip DRANAS

ŞEHRİN ÜSTÜNDEN GEÇEN BULUTLAR
Bakıp imreniyorum akınına
Şehrin üstünden geçen bulutların,
Belki gidiyor onlar yakınına
Rüyamızı kuşatan hudutların

Evler, ağaçlar, sular, ben ve bu an
Sanki bulutlarla bir akıyoruz ;
Onların heveslerine uyaraktan
Cenup ufuklarına bakıyoruz.

Biz de hafif olsaydık bu rüzgardan
Yer alsaydık şu bulut kervanında
Güzele ve yeniye doğru koşan
Bu sonrasız gidişin bir yanında !

Dağlara, denizlere, ovalara
Uzansaydık yağarak iplik iplik
Tohumları susamış tarlalara
Bahar, gölge ve yağmur götürseydik

Bakıp imreniyorum akınına
Şehrin üstünden geçen  bulutların,
Gidiyor, gidiyorlar yakınına
Rüyamızı kuşatan hudutların
                                Ahmet Muhip DRANAS

***

FAHRİYE ABLA
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar. 
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar. 
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden, 
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen! 
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen 
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla 
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla! 

Evimiz kutu gibi küçücük bir evdi, 
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi; 
Güneşin batmasına yakın saatlerde 
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede; 
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede; 
Bahçede akasyalar açardı baharla, 
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla! 

Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı; 
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı; 
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin, 
Altın bileziklerle dolu bileklerin. 
Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin; 
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla, 
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye abla! 

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya, 
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya. 
Bilmem simdi hala bu ilk kocanda mısın? 
Hala dağları karlı Erzincan'da mısın? 
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın; 
Hatırada kalan şey değişmez zamanla, 
Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye abla! 
                                  Ahmet Muhip DRANAS
 
 

Şairler

Anasayfa