HİKAYE
Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz.
Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe
hasretim
Okşa biraz.
Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz.
Benim doğduğum köylerde
Şimal rüzgarları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım
çatlaktır
Öp biraz.
Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkiyalar
basardı
Ben bu yüzden yalnızlığı
hiç sevmem
Konuş biraz.
Sen Türkiye'm gibi
aydınlık ve güzelsin
Benim doğduğum köylerde
güzeldi,
Sen de anlat doğduğun
yerleri
Anlat biraz.
Cahit Külebi
YALNIZLIK
Ben yalnızlığı
Gökte uçar gördüm
Ben yalnızlığı
Garip naçar gördüm
Ben yalnızlığı
Gelip geçer gördüm.
Cahit Külebi
BİLİNMEYEN
O ki bardağa dökülen
seraptır
(Bal yoğunluğundadır,
sıcaktır, ışıktır)
O ki sabah erken, bir
bahçedir
(Çayır kokusudur, serinliktir, muttur)
O ki esen yeldir kar
erirken
(Çiğdemdir, ağaç
çiçeğidir, okşayıştır)
O ki içilen sudur
kana kana
(Özlemdir, doymayıştır,
kardeştir)
O ki bir yüce
ırmaktır akar
(Ürküntüdür, baş
dönmesidir, gidiştir)
O ki maviliği
belirsiz denizdir
(Buğulanmadır,
düştür, sevmekte ölümdür)
O ki bir ince kızdır
ak tenli
(Yaşamdır, umuttur,
gözyaşıdır)
Cahit Külebi
ISTANBUL
Kamyonlar kavun taşır ve
ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Kamyonlar kavun taşır ve
ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Niksar'da evimizdeyken
Küçük bir serçe kadar
hürdüm.
Sonra âlem değişiverdi
Ayrı su, ayrı hava, ayrı
toprak.
Sonra âlem değişiverdi
Ayrı su, ayrı hava, ayrı
toprak.
Mevsimler ne çabuk
geçiverdi.
Unutmak, unutmak, unutmak.
Anladım bu şehir başkadır
Herkes beni aldattı gitti,
Anladım bu şehir başkadır
Herkes beni aldattı gitti,
Yine kamyonlar kavun taşır
Fakat içimde şarkı bitti.
Cahit Külebi